The Disappearance of Alice Creed, 2009 yapımı bir İngiliz gerilimi. J Blakeson'un ilk uzun metraj filmi; Gemma Arterton, Martin Compston ve Eddie Marsan'ı aynı hikayenin üç köşesine yerleştiriyor. Tür olarak gerilim, suç ve dramı aynı potada eritiyor ama bunu gürültüyle değil, sessizliği ve boşlukları kullanarak yapıyor.
Konu tanıdık gibi: İki eski mahkum, zengin bir ailenin kızı Alice Creed'i kaçırıp ses geçirmez bir daireye kapatır ve fidye ister. Her şey önceden hesaplanmış, neredeyse titiz bir iş gibi görünür. Ne var ki Alice pasif bir kurban olmayı reddeder. Bu noktadan sonra plan çöker ve film beklenmedik yönlere sapar. Açıkçası seyirciyi en çok şaşırtan da bu sapmalar oluyor; hikaye ilerledikçe kimin neyi neden yaptığına dair varsayımlarınız tek tek elden geçiyor.
Çekimlerin büyük kısmı iki odada geçiyor. Man Adası'nda çekilen ıssız kırsal bir depo da cabası. Sadece üç karakter var ve bu dar alan, filmi klostrofobik bir neo-noir havasına sokuyor. Gerilim acımasız, yer yer kışkırtıcı. Blakeson mekanı bir baskı aracı gibi kullanıyor; duvarlar sanki her sahnede biraz daha yaklaşıyor.