The Last Man on the Moon 2016 yapımı bir belgesel; yönetmenliğini Mark Craig üstleniyor ve merkezinde Apollo 17 astronotu Eugene Cernan var. Yanında Jim Lovell de boy gösteriyor. Aralık 1972'de aya ayak basan Cernan, ay tozuna ayak izlerini ve kızlarının baş harflerini bırakmıştı. O günden bu yana kimse aya gitmedi. Bu ayrıntı, filmin taşıdığı hüznün de çekirdeğini oluşturuyor aslında.
Craig, hikayeyi bir Chicago banliyösünden Cape Kennedy'ye, oradan ay yüzeyine ve nihayetinde Arlington Ulusal Mezarlığı'na uzanan bir hat üzerinde kuruyor. Teksas'taki çiftlik de bu hattın sakin bir durağı. Anlatımda büyük laflar yok; daha çok Cernan'ın kendi sesi, hatıraları ve geride bıraktıkları üzerinden ilerleyen kişisel bir ton hakim. Tatmin, sevgi ve kayıp etrafında dönüyor anlatı. Epik bir hikaye ama sakin sakin anlatılıyor.
Açıkçası belgeselin en çok yer eden yanı, uzay yarışının görkemli günlerinden çok, bir adamın kendi geçmişiyle yüzleşmesi. Ay tozundaki o iki harf, koca bir dönemin sessiz imzası gibi duruyor.