Bağcık 2019 yapımı bir Görkem Yeltan filmi ve adını ilk duyduğunuzda aklınıza gelen o küçük, gündelik nesneden çok daha fazlasını anlatıyor aslında. Anne ve babalarını kaybettikten sonra yalnız kalan iki kız kardeşin hikayesi bu; anneanneleri Kanada'ya gidince bir süreliğine Bodrum'daki amcalarının evine yerleşiyorlar. Amca onlara bakması için bir pilates hocasıyla anlaşıyor ve iki yetişkin arasında yavaş yavaş bir yakınlaşma başlıyor. Kaan Çakır, Pınar Tuncegil, Okan Yalabık, Derin Yeltan ve Alin Yeltan'ın rol aldığı film, çekimlerini de Bodrum'da gerçekleştirmiş.
Dram tarafı ağır basıyor ama aile hikayesi derken kastettiğimiz şey kan bağıyla sınırlı değil. Kızlar Kanada'ya gitmek istemiyor ve amcaları fikrini değiştirmeye hazırlanırken sevdiği kadının bir şeyler sakladığını öğreniyor. Bir anda her şey askıda kalıyor. Gerçi filmin asıl meselesi bu belirsizlik değil, insanların birbirine tutunma biçimleri. Kimin nereye ait olduğu, kimin kimi bırakıp gidebileceği gibi sorular etrafında dolaşıyor kamera.
Ne var ki anlatımda aceleye gelen yerler yok değil; bazı duygusal eşikler hızlı geçiliyor. Yine de Yeltan'ın yaklaşımı samimi. Bodrum'un sakin görüntüleri ile çocukların dünyası arasında kurduğu denge, filmi izlerken size de bir nefes alanı bırakıyor. Film Roma'daki Cinema d'IDEA Kadın Filmleri Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'nü almış; bu da yönetmenin bakışının nasıl karşılık bulduğunu gösteriyor. Bağcık, kapanışında büyük laflar etmiyor; küçük bir evin içinde kalanları anlatıyor sadece.