Point and Shoot 2014 yapımı bir belgesel; yönetmenliğini Marshall Curry üstleniyor. Merkezinde ise Matthew VanDyke var. Film, onun Baltimore'da obsesif kompulsif bozuklukla geçen gençliğinden başlayıp kendi deyimiyle bir "erkeklik dersi" olarak çıktığı yolculuğa uzanıyor. Motosikleti ve kamerası omzunda Kuzey Afrika ile Orta Doğu'yu dolaşırken önce Irak'a, sonra Libya'ya savruluyor. Orada kurduğu arkadaşlıklar ve Kaddafi karşıtı isyancıların saflarına katılması, belgeselin seyrini değiştiriyor.
Elinde iki alet var gibi: biri kamera, diğeri silah. Matthew kaydettikçe savaşın içine daha çok gömülüyor. Yakalanıp altı ay hücre hapsinde tutulduğunda ise kamera artık onu koruyan bir şey olmaktan çıkıyor. Ne var ki Curry'nin anlatımı bu ağır malzemeyi mizahi ve ironik bir tonla dengeliyor; bir tür kişisel dönüşüm hikayesi izlerken kendinizi savaşın ortasında buluyorsunuz.
Aslında belgeselin en ilginç yanı, savaşı bir gazetecinin değil, kendi kimliğini ararken yola çıkan bir adamın gözünden izlememiz. VanDyke hem anlatıcı hem de görüntülerin bir kısmının kaynağı olunca, seyirciyle mesafe kısalıyor. Gerçek ile kurgu arasındaki o ince çizgi ise yer yer rahatsız edici, yer yer tuhaf biçimde eğlenceli kalıyor.